İç sesler & dış işler
Yaratmak, benim için ben’in duygularını bir ”öteki” olarak enstrümanıma veya kalemime aktardığım yerde başlar. Bazen ruh, sorulan soruların cevabını bilmez, ya da bilinçdışının çatlaklarından içeriye sızmıştır da haberimiz yoktur. İşte o zaman ben, bir nefes olup enstrümana süzülür ve titreşime dönüşür, ya da kalemini eline almaya karar verir. Kendini bir başkası olarak duymak harikadır; hem ben, hem öteki, hem de hiçbiri. Hepsi zamanın aynı katmanında, ve aynı boşluğunda. Bu, bir sanatçının hissedebileceği en mükemmel histir.
Modern dünya, ya da popüler kültür, günümüz sanatçısından daima biçim ister: ölçülebilir, paketlenebilir, tüketilebilir bir “yaratım.” Ben buna fast-food yaratmacası diyorum. İşte tam da bu yüzden, kendi ürettiklerimi dumanı üzerinde tüten, geleneksel ezgilerle harmanlanmış modern bir Türk yemeği olarak adlandırıyorum. Çünkü ruh kendi diliyle konuşur; ona kalıplar değil, boşluklar lazımdır. Yaratmak, toplumun beklediği o parlak ve yuvarlak şekil değildir; köşelidir, bazen hiç anlaşılmamaktır, bazen yanlızlıktır, bazen de “neden böyle yaptın?” sorusuna verilecek cevabın olmamasıdır.
Asıl üretim, ruhun bedenden bir anlığına ayrıldığı, bulut kadar hafif ama gök kadar ağırken seni yukarıdan seyrettiği ve hafifçe gülümsediği o anda başlar. Ben, gölge benliğe ulaşır, kaos şekil alır ve içimizdeki giz dünyaya gelir. Belki bir nota, belki de bir kelime olarak. Yaratmak belki de sadece budur: görünmezdir. Rilke’nin dediği gibi, “Sanat, sabırla içimizde büyüyen bir şeydir.” Ve büyüyen şey her zaman dışarıdan fark edilmez.
Camus da yaratının anlamını absürde karşı verilen bir cevap olarak görür; çünkü yaratmak, “dünyanın anlamsızlığına rağmen, yine de evet demektir.” Ben’in anlamını önce yitirip sonra müzikle bulması, gündüzlerin gecelerle kıymetli olması, ölümün varlığının yaşama değer katması gibi.
7 yaşımdan beri söylüyor, çalıyor, öğreniyor, ve yaratma cesaretini gösteriyorum. Bu, benim için ben olabilmenin bir cesaretidir. Belki de bütün mesele, Nietzsche’nin uyarısını hatırlamaktır: “Kendi olmak cesaret ister.”
Kendi iç ışığını yakalayabilen tüm şanslı insanlara…